Tartışma Gündemi

Şirketler biliniyor ama tanınmıyor!

Türkiye’deki şirketler; sosyal sorumluluk, topluma duyarlılık, dijital dönüşüm, çevreye duyarlılık, etkili liderler gibi konularda algı oluşturmada çok yetersiz ve bu alanlardaki performansları da samimi bulunmuyor. Bu alanlarda yeterli performans gösterilmezse Türkiye’deki şirketler itibarlarını güçlendiremeyecekleri ve potansiyel bandından geriye düşecekleri araştırmanın bir başka tespiti. Türkiye’de şirketlerin elde ettiği mevcut İtibar Yönetimi Performansı ortalamasının oluşmasını sağlamada öne çıkan algı kriterleri; müşteri memnuniyeti yüksekliği, yenilikçi ve inovatif olması, etik, adil,

Şirketler biliniyor ama tanınmıyor!

RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi tarafından gerçekleştirilen Türkiye İtibar Ligi Zirvesi’19’da ortaya çıkan en önemli sonuç; iletişim, itibar ve kârlılığın aynı yolda birlikte yürüdükleri gerçeğini rakamlarla ortaya koyması oldu. Toplantıya katılan bütün paydaşların da hem fikir olduğu bu zorunluluk aynı zamanda Türkiye’deki şirketlerin yürüyecek çok uzun bir yolları olduğunu da gösterdi. Türkiye halk geneli nezdinde, elektronik

Dikkat! Yaratıcılık tehlikesi!

İletişimin gücü her geçen gün yeniden keşfediliyor. Markalar, meslek grupları, siyasiler ve hatta sıradan vatandaşlar iletişimin gücünden bolca söz ediyor. İletişim bütçelerinin harcama kalemleri değil yatırım kalemleri olduğuna artık ikna olan bu sistem, “farklılaşma” gayretiyle iletişim sektörünü daha da yaratıcı olması için kamçılayıp duruyor. Rekabet şiddetinin, mecra ve tüketici sayısının çılgınca artışının karşısında en güçlü

Güç içerikten, anlamlı olmaya geçiyor

İletişim sektöründe son yıllarda mecraların belirlenmesinden çok, içeriğin daha önemli olduğunu söylüyorduk. Ama artık öncelikli olan sadece içerik değil, anlamlı olmak ya da konuyla bağlantılı olmak. Bu yeni kavram çerçevesinde bakarsak, dünya değişiyor ve yeni teknolojiler, özellikle veri temelli olanlar iletişim stratejilerimizi de etkiliyor. Tüketicinin marka sadakati, itibarı bir gün içinde yıkabilecek sosyal medyanın kısmi

İletişimde ‘samimiyet’ dönemi

İletişime dair yöntemler binlerce yıldır sürekli mercek altına alınıyor. İnsanların iletişim dili değiştikçe markalar da sürekli değişen dillere uyum sağlamaya çalışıyor. Sözlükler açılıyor, yeni kelimeler ve anlamları üzerine günlerce kafa yoruluyor. Peki, neden hedef kitleyi etkilemek bu kadar önemli? Çok basit, çünkü son kararı onlar veriyor. İletişim ülkesinde strateji kral, içerik kraliçe ise ‘hedef kitle’

Sporun ‘e’ halini keşfetmek

Son dönemde biz iletişimcilerin en fazla kafa yorduğu konu kuşkusuz, dijitalleşen çağın iletişim disiplinlerine uygun adımları atabilmek. İletişim platformlarında yaşanan radikal dönüşümün nedeni de hedefi de aslında Y ve Z kuşağı olarak isimlendirdiğimiz kitle. Her iki kuşak da toplumun karar verici, tüketici katmanında güçlenmeye başladı. Z kuşağının ilk doğanları artık 18 yaşında yetişkin insanlar durumunda.

Çare, Rekaberlik!

Çare, Rekaberlik! Dünyanın doğal ve finansal kaynakları, sürekli daralıyor. Alternatif kaynaklara yönelmek, yeni iş alanları oluşturmak ve daha sürdürülebilir bir çevre ve iş ortamı oluşturmak zorundayız. Biliyoruz. Sektörümüz için de kaynak kısıtı söz konusu. Pasta büyüse de masanın etrafındakilerin sayısı son sürat artıyor. Tüketicilerin seçenekleri çığ gibi büyürken, “yaratıcılık” kırbacı iletişim sektörünün sırtında sürekli “şaklıyor”.

İletişimin iyileştirici etkisini keşfedin

Modern hayat, özellikle teknolojik gelişmelerle hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da bizleri hasta ediyor. Araştırmalara göre inme, kalp krizi, kanser gibi hastalıklar toplam ölümlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Ayrıca psikiyatrlar ve psikologlara olan talep her geçen gün artıyor. Antidepresan kullanımındaki artış da dikkat çekici boyutlarda. Modern hayatın bir sonucu olarak büyük bir stresle yaşayan insanlar hem

Cesaret mi, Doğruluk mu?

Dolarlarını yakıp I-phone’unu kıran Türklere; Nike marka çoraplarını, ayakkabılarını yakan Amerikalıların karıştığı bir dönemden geçiyoruz. Zamanında İtalyan markalarını da, muhtemelen taksitle aldığı ve belki de taksitlerinin henüz bitmediği arabasını yakanlara tanık olmuştuk. Demek tarih gerçekten tekerrürden ibaret. Psikolojide elbette bir karşılığı vardır bu eylemlerin. Ancak bizim konumuz “marka itibarı” olduğundan ışığı bu tarafa tutacağız. Bugün

“Siz Piyarcılar” ve “Biz PRcılar”

“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna verilen “Halkla İlişkiler” cevabına karşı tipik tavır şöyledir: Bakışlar bir anda donuklaşır, bilmediği bir konuya toslamış olmanın verdiği utançla birlikte merak yüze yansır ve birkaç saniyelik sessizlik şu klasik soru ile bozulur: “Halkla ilişkiler derken..?” Sonrasında ise hayal gücüne kuvvet; yakıştırılır: “reklamcı, fuarcı, tabelacı… gibi bir şey mi?” Bu durum, halkla