Bell Pottinger: Halkla İlişkiler Sektörü Bir Etik Krizi Mi Yaşıyor?

Halkla İlişkiler Enstitüsü Başkanı ve CEO’su Ph.D. Tina McCorkindale tarafından yazılan ve 12 Eylül 2017’de ICCO News’te yayınlanan makaledir.

Dün, halkla ilişkiler endüstrisinin sektörel yayınlarının birinden Bell Pottinger davasıyla ilgili bir telefon aldım ve Birleşik Krallık’ta olup bitenlerin ABD’de olup olmadığı ve endüstrimizin “etik kriz” yaşayıp yaşamadığı ile ilgili görüşlerimi almak istediler. Yanıtım hayırdı. Endüstrimizin geçmişinde ilkesiz davranışlar, şüpheli müşterileri temsil eden prensipsiz ajanslar veya yanlış uygulamalar şirketler gördük. Bu örnekler genelde tek seferlikti. Bell Pottinger UK davasında farklı olan ise bu ilkesiz davranışın global odakta olmasıdır.

Endüstrimiz tüzel bir endüstri değil. Bir suçlama karşısında herkesin hukuki temsil hakkına sahip olduğu temel ilkesi bize uygulanmamalıdır. Ahlaki değerleri hiçe sayan müşterileri temsil etmek endüstrimizi kötüleştiriyor ve Bell Pottinger UK bize bunu hatırlatan bir dava oldu. Kuruluşlarımıza bir göz atmalı ve etik davrandığımızdan ve dürüst müşterilerle çalıştığımızdan emin olmak için bir kontrol ve denge süreci sağlamalıyız. Kısa vadeli kazanımlar, uzun vadeli başarıya eşit değildir. Bir yığın kart üzerine kurulu ise, bu kartlar sonunda düşecektir. Şeffaflık önemlidir. Bu konuda başvurulması gereken yararlı bir yazı da, “diğerini” şu dört unsurla ele alan “itina etiği” teorisidir: Dikkatlilik, sorumluluk, yetkinlik ve hızlı yanıt verebilmek.

Bu dava ayrıca, eski bir çalışanın “zehirli” olarak adlandırdığı Bell Pottinger UK’de kimin neyi bildiğini ve kurumun sorunlu bir kültüre sahip olup olmadığını sorgulattı. Buna ek olarak, bazı iç karar mercileri Oakbay için yapılan işin farkında değildi. Ajanslar vicdanla çalışmalıdır. Bir avuç çalışanın işi, bir ajansın itibarına küresel ölçekte leke sürebilir ve bu skandala hiç karışmayan çalışanların yaşamları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.

Etik odaklı olmak kilit bir unsurdur, ancak çalışma gerektirir. Bir keresinde, Eski ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Potter Stewart “Etik, yapma hakkına sahip olduğunuz ile yapmanız gereken arasındaki farkı bilmektir” demiştir. Bu her zaman kolay değildir. Alınan kararlar karmaşıktır ve bazen bilgi eksikliği vardır. Bazen de, işin görkemi dikkatleri dağıtabilir. Bilişsel uyumsuzluk ve tamamen grup düşüncesiyle hareket etmek kötü kararlar vermemize sebep olur. Şu açıktır ki, Birleşik Krallık’taki Bell Pottinger, bu özel müşteri açısından “yapılması gereken” üzerine odaklanmadı ve evrensel insan haklarını ihlal etti.

PRCA’yı, Bell Pottinger UK’yi dernekten beş yıl süreyle uzaklaştırma kararından dolayı alkışlıyorum. Sektör birliğine sahip olmak, bu eylemleri hızla kınamak ve kuruluşları sorumlu tutmak sektörümüzün ve bizim temsil ettiğimiz paydaşların ve toplulukların itibarı açısından hayati önem taşıyor. Umarım bu, süreçlerimizi gözden geçirmemiz ve endüstrimize sorumlu davranmanın gerekliliğini hatırlatan bir unsurdur.

https://iccopr.com/bell-pottinger-public-relations-industry-experiencing-ethics-crisis/