Halkla ilişkiler ≠ ‘Haber çıkarttırmak’

  • Ne iş yapıyorsun kızım?
  • Halkla ilişkiler uzmanıyım/iletişim danışmanıyım teyzeciğim…
  • Tamam da ne iş yapıyorsun yani evladım?
  • Hani böyle gazetelerde, televizyonlarda falan haberler çıkıyor ya onları biz çıkarttırıyoruz.
  • ??
  • … (Mavi ekran sonrasında) Ekmeğimizi kazanıyoruz teyzeciğim 🙂

Hepimizin başına bu diyalog elbet defalarca gelmiştir. Türkiye’de kendini arada kalmış hisseden halkla ilişkiler sektörünün sorunlarına bakarken öncelikle bizim kendimizi tanımlamamızla ilgili var olan sıkıntıdan başlamak lazım belki de…

İnsanlık tarihiyle eş zamanlı bir geçmişe sahip olan halkla ilişkiler, her geçen gün yeni bir anlam kazanıyor, alanını genişletmeye devam ediyor. Öncelikle bugün zannedilen haliyle halkla ilişkiler algısını ‘haber çıkartmak’ olmaktan kurtarmakla işe başlamalıyız.

Halkla ilişkilerin özünde yatan bir şey var ki o da itibar yönetimi. Bir kişinin, bir markanın ya da bir ürünün kitleler tarafından tanınmasını, onunla ilgili bir yargıya varılmasını sağlayan çalışmaların bütününe bu adı veriyoruz.

Elbette bir şirketin/ürünün hedef kitlesini kendisiyle ilgili haberdar edebilmesinin en yaygın, en maliyetsiz ve en kolay yöntemi haberle mecralarda yer almak olabilir. Kriz iletişiminde de en etkili araçlardan birisinin medya ilişkileri olduğu aşikar. Ancak ilk halkla ilişkiler ajansını 1905 yılında Amerika’da kuran ve kriz iletişimindeki başarılarıyla adından söz ettiren Iyv Lee, bu işlere girerken konunun buralara geleceğini eminim ki tahmin etmemiştir. Kriz yönetiminde yazdığı ‘şeffaf’ açıklamaları basın mensuplarıyla buluşturarak halka ulaşmasını sağlayan Lee, zamanın şartlarına göre etkisinden ‘sual olunmayacak’ bir yönteme başvurmuştur.

Ama gelin görün ki kazın ayağı artık öyle değil. Ne yapmak istiyoruz biz?

Doğru ürünü doğru kişiyle buluşturmak istiyoruz, itibar kazanmak istiyoruz değil mi?

O zaman elimizde bulundurduğumuz bu ayrıcalıklı gücü doğru kullanmak daha da büyük değer kazanıyor.

Kazanacağımız itibarın da ‘çıkarttıracağımız’ haber sayısıyla doğru orantılı olmadığını en büyük harflerle yazarak başucumuza asmamız ve buna gerçekten inanmamız önemli.

Nuray Koç,
GENÇ İDA üyesi