PR öldü, yaşasın PR 2.0

Halkla ilişkiler iletişimi ve diğer unsurları nasıl gelişti? Kanallar ve hedef kitle zaman içerisinde nasıl değişti? Kapak konumuzun bu değişimin sektörel yansımalarına ve yol haritalarına ışık tutmasını hedefliyoruz.

2015 yılında aramızdan ayrılan ve halkla ilişkiler sektörünün kurucusu olarak bilinen çok değerli akademisyen/yönetici Prof.Dr.Alaadin Asna ‘Halkla İlişkiler’ kavramını şöyle tanımlamış:

“Karşıdaki hedefe en etkili kanalları seçip sözümüzü gönderecek bir çalışmadır, sonra da oraya kulak vererek onlardan gelen reaksiyonları da ölçtükten sonra geliştiren bir çalışmadır’

‘Benim halkla ilişkiler tarifimde; temelinde Ariston’dan bu yanayı alıyoruz, diyoruz ki, bir iletişim modeli var, bir kaynağı var, bir hedefi var, arada mesaj gidiyor geliyor. Bu model aslında çeşitli değişikliklere uğradı, gelişti ama temel olarak aynı. Söyleyeceğiniz bir lafınız varsa, ama yoksa söylemeyin, bu lafı karşınızdaki halkla, yani “public”in tercümesi diye halkla ilişkiler diyorlar. Ben halk kelimesini bir türlü buraya oturtamıyorum, hep de bunun kavgasını yapmışızdır, kamuoyudur, hedef kitledir vesaire. Karşıdaki hedefe en etkili kanalları seçip sözümüzü gönderecek bir çalışmadır. Sonra da oraya kulak vererek onlardan gelen reaksiyonları da ölçtükten sonra geliştiren bir çalışmadır. O da işte bizim besleyici tepki “feedback” dediğimiz çalışma.

Bunu başarılı yaparsak, aradaki parazitleri kesersek, aslında bu halkla ilişkiler tanımı dersek, iletişim tanımını yapmış olurum. Belki de yavaş yavaş hepinizin ve genç arkadaşların yaptığı gibi, halkla ilişkiler deyimi yerine iletişim deyimini yerleştirmek lazım. Daha anlamlı ama çok daha geniş kapsamlı. Onun da zorluğu burada. Çünkü teknolojide de iletişim var, tıpta da var, hukukta da var, her yerde var. Onu bizim yaptığımız iletişimden nasıl ayıracağız? Bence şöyle ayıracağız; onlar da iletişim yapacaklarsa yine bize ihtiyaçları var, yani biz iletişimciler kanalıyla yapacaklardır. Bir elektrik mühendisi bu işi yapmayacaktır, bir iç hastalıkları uzmanı bu işi yapmayacaktır. Dolayısıyla hem iletişimcilerden bir şey öğrenecekler, hem de iletişimcileri görevlendirip, mesajlarının hedef kitleye ulaştırılmasını sağlayacaklardır diye düşünüyorum.’

1960’lı yıllarda yapılan bu tanım temel kavram olarak çok değişmemiş gibi gözüküyor; ulaştırılması gereken bir mesaj, ulaştırmak için gerekli kanallar ve geri dönüşlerinin takibi, ölçümleme sonrası alınacak aksiyonlar… Peki ya bu kanallar ve hedef kitle zaman içerisinde nasıl değişti? Pazarlama iletişiminin diğer unsurları nasıl gelişti ve en önemlisi teknolojinin etkisi hayatımıza nasıl yansıdı? PR öldü, yaşasın PR 2.0 kapak konumuzda bu değişimin sektörel yansımalarına ve yol haritalarına ışık tutmasını amaçlıyoruz.

Kapak konusunun tamamını indirmek için tıklayın