“Bu vahşi dünyayı ehlileştirebilecek en güçlü etki gruplarından biri biziz”

İDA Başkanı Esra Şengülen Ünsür’ün

Prida İletişim Ödülleri 2019 Ödül Töreni Açılış Konuşmasının Tam Metni

 

Hanımefendiler ve beyefendiler,

Prida İletişim Ödülleri’nin ikincisini gerçekleştirdiğimiz bu akşam yanımızda olduğunuz için, İDA Yönetim Kurulu adına hepinize teşekkür ediyorum. Şeref verdiniz. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Sayın İsmail Gülle ve değerli jüri üyelerimiz de bu akşam bizimle. Varlıklarından büyük memnuniyet duyuyoruz.

Bu akşam, 150’den fazla başvuru arasından, değerli jürimizin uzun bir mesainin sonucunda seçtiği 32 projeyi ödüllendireceğiz. Başka bir deyişle, Pridalandıracağız. Tüm Prida sahiplerini şimdiden kutluyorum.

Prida İletişim Ödülleri, İDA için elbette önce hayaldi, üzerinde uzun saatler çalışıldı ve sonunda hayata geçti. Bu süreçte emeği geçen tüm üyelerimize, önceki dönem yönetim kurullarına ve başkanlarına gerçekten minnettarız.

Bu noktada özel birkaç teşekkürüm var. Biri; karnında bebeğiyle emek veren sevgili iletişim koordinatörümüz Pelin Çoban Polat’a ve Prida’nın pek çok şeyi koordinatörümüz Enes Taşkıran’a gitmeli.  Alkışı hak ediyorlar.

Büyük projelerin, büyük destekçileri oluyor. Prida’ya bu yıl destek veren sponsorlarımıza da şükranlarımızı iletiyorum.

Ve bu gecenin düzenlenmesinde emeği olan arkadaşlarımızın isimlerini saymak istiyorum. Lobby Event Factory’den Onur, Emre, Burak ve Mustafa’ya, Desibel’den Dilara’ya, Hill&Knowlton’dan İbrahim Sami’ye ve Artı’dan Sercan, Emre, Simin, Gökçe ve Selin’e çok teşekkürler. Bir organizasyonun ne büyük emekle hayata geçirildiğini bilen bir topluluğa söylemeye gerek yok ama gerçekten çok çalıştılar.

Ve ödülümüzün -kelimenin tam anlamıyla yaratıcısı- Sevgili Tan Mavitan aramızda bugün. Ödüllü bir heykaltraş; ülkemizin medarı iftiharı sanat insanlarından Tan Mavitan, Prida heykelciğinin de yaratıcısı. El emeği göz nuru heykellerimiz için de kendisine teşekkür ediyoruz. Prida İletişim Ödülleri, Tan Mavitan sayesinde çok daha değerli.

Değerli konuklar,

Bizler, profesyonel kodlarımız dolayısıyla, pek çok meslekten daha fazla geleceğe odaklıyız. Şimdi hep birlikte, yeni bir yılın başından, geleceğe doğru bakıyoruz. Hepimiz biliyoruz ki zor bir yıl olacak. Üstelik sadece ekonomik olarak değil; dünyanın başına açtığımız pek çok dert yüzünden yaşanan iklim yıkımı da giderek kötüleşiyor.

Pek çoğunuz İsveçli 15 yaşındaki iklim eylemcisi Greta Thunberg’i takip ediyorsunuzdur. Greta, her Cuma okulu kırıp İsveç Parlamentosu önünde oturma eylemi yapıyor ve dünyanın pek çok yerinden gençler destek eylemleriyle karşılık veriyor. Hatta 2018 yılı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi’nin açılış konuşmasını Greta yaptı. Gençler, biz profesyonellere bir şeyler söylemeye çalışıyor. Çünkü bizim yapacak gücümüz var.

Bu salon iletişim konusunda önemli isimleri ağırlıyor. Biz iletişimciler, bir çeşit trendsetter’ız. Gelecekte ne elde etmek istiyorsak, bugün onun iletişimini yaparız. Bugün önceliklediğimiz konular, aslında geleceğin konularıdır. Biz markaların, kurumların, hatta siyasetçilerin önüne bugünden getiririz. Bizi dinleyenler, bizimle yürüyenler öncü olurlar.

Bu akşam pek çok önemli kategoride projeleri Pridalandıracağız. Ancak Özel Ödüller kategorisi tam da bahsettiğim başlıkları, yani gelecekte elde etmek istediğimiz noktaları yansıtıyor. Topluma Değer Katan Projeler, Çocuklara Umut Dağıtan Kampanyalar, İletişimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü ve Sürdürülebilirlik Fikirleri; bugünden geleceği şekillendirmeye çalıştığımız projelerimizi işaret ediyor. Biz iletişimcilerin heybesindeki ana konuları oluşturuyor.

Önceliğimiz elbette Greta’ya kulak vermek… Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliği yüzünden dünyada yılda 7 milyon insanın hayatını kaybettiğini açıkladı. Hiç vakit kaybetmeden, hemen şimdi, bir şekilde parçası olduğumuz kurumları yanlış yaptığı ne varsa geri döndürme yönünde adımlar atmalıyız. Yeni önlemler, yeni projeler, farkındalık kampanyaları ve gerekirse eylemler için bizler öncü olabiliriz.

“Fayda odaklı pazarlama” da işte benzer verilerin etrafında örülüyor. “Beyaz adam, paranın yenilemez bir şey olduğunu” anladı. İletişim ve pazarlama dünyası, tüketicilerin “fayda” beklentilerini yanıtlıyor; tüketiciler markalardan fayda yaratmasını talep ediyor. Dünyanın en güzel döngülerinden biri bu olabilir. Desteklemeliyiz.

Prida’da özel bir kategori açarak altını çizdiğimiz diğer konumuz ise Toplumsal Cinsiyet Eşitliği. İDA’nın da içinde bulunduğu Reklamda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu’nun çalışmalarını son derece değerli buluyorum. Malumunuz, televizyon hala en çok izlenen mecra ve neredeyse reklamlar ve dizilerden ibaret sayabiliriz. Dolayısıyla da reklamların alt mesajlarının hassasiyetle ele alınması son derece kritik.

Değerli konuklar; toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusu pek çok sorunumuzun da temelinde yatıyor. Kız çocuklarının eğitimde engeli, kadınların iş gücüne katılım eksiği ve hatta kadın cinayetleri… Sadece 2018’de 440 kadın öldürüldü. Bu korkunç gerçeği, sadece bir rakam kabul ederek, “bizim başımıza gelmez” diyerek değiştiremeyiz. Üstelik bir meslektaşımız, henüz 5 yıl önce yine bir erkek tarafından öldürüldü. Unutmuş değiliz.

Hepimizin üzerine düşen çok sorumluluk var. Çevre, eğitim, çocuklar, dezavantajlı gruplar, sürdürülebilirlik… Pek çok konu bizim ajandamızda ilk sıralarda. Bu vahşi dünyayı ehlileştirebilecek en güçlü etki gruplarından biri biziz. Gücümüzün farkında olalım. “Açılmamış kanatların uzunluğu bilinmez” derler. Özellikle genç meslektaşlarımdan kanatlarının uzunluğunun farkında olmalarını rica ediyorum.

Gücümüz aklımızdan geliyor; aklımızın etkisi de dilimizden yayılıyor. “Bülbülün çektiği dili belasıdır”, bizim sektörümüzde çok örnekle anlatılabilir. Bir gün bir sektör büyüğümüz meslek anılarını yazdığında bu konuda epey örneğin yer alacağına inanıyorum.

Ama korkup susmak çok daha kötüsüdür. İfade özgürlüğü hepimizin bir numaralı konusu olmalı; konuşmaktan değil, konuşmayarak kabul etmiş sayılmaktan korkmalıyız. Bu doğrultuda, en yakın paydaşlarımızdan biri olan medyanın çok sesli olması da destek vermemiz gereken öncelikli alanların başında geliyor. Güçlü bir medya hepimizin temel ihtiyacıdır.

Değerli dostlar,

Hepimiz yaratıcı sektörlerin temsilcileriyiz. Ama ne çektiysek de bu “yaratıcılık” arzusundan çekiyoruz. Kısıtlı zaman, kısıtlı bütçe ama hep “daha yaratıcı” olma hedefi… Hepimiz aynı şeyleri yaşayıp gidiyoruz. Burada dikkat çekmek istediğim konu yaratıcılıktaki sorumluluk konusu. Yaratıcılık, yaramaz çocuk oyuncağı değildir. Yaratıcılık, yeni bir şeyi getirip toplumun önüne atmak sonra da sorumluluk kabul etmemek değildir. Yaratıcılık, vicdanla, hakkaniyetle ve ahlakla birleşmedikçe; az önce saydığım geleceğin yatırımlarına dokunmadıkça sadece kocaman bir emek ve para kaybıdır.

Size her şey kötü, tüm tablolar negatif demek istemiyorum. Zaten öyle de düşünmüyorum. Bütün negatif verileri aktardıktan sonra Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır, güzel bir veri paylaşıyor. Türkiye’de toplumsal konularla ilgili tüm görüşler sürekli olarak pozitife evriliyor diyor. Bundan daha umut verici bir şey göremiyorum şu anda. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde, din, dil, ırk ayrımcılığında, önyargılarda her araştırmada iyileşme verisi elde ettiklerini söylüyor.

Çocuklarımız iyi günler görmeyi hak ediyor; görecekler de. Mesele, ne kadar hızlı anladığımız, ne kadar çok adım attığımız, ne kadar etki ettiğimiz. Bu arada kendimizi de ihmal etmeyelim elbette. Bence iletişim profesyonellerinin mesleki yıpranması çok yüksek oranda. Bakarsınız, sesimizi duyup erken emeklilik hakkı bile verirler.

Ama emekliliği beklemeden kendimizi korumanın yollarını da bulmalıyız. Bilmek beladır derler. Biz bilmeyi, farkında olmayı bela değil, erdem olarak yaşayalım. Geleceğe asık suratla değil, umutla bakalım. Şahsen, eğlenmediğim işlerin içinde olmamaya gayret ediyorum. Her ortamda gülecek, neşe yansıtacak bir şeyler bulmaya çalışıyorum. Victor Hugo’cu olduğumu söyleyebilirim. Hepimizi aklımıza geldikçe ağlatan Sefiller romanını yazmış ama öğüdünü de unutmamış: “Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin. Belki de gülmeden ölürsünüz”. Mutluluğun bir yolculuk olduğunu düşünerek, gülünüz efendim. Gülmek bulaşıcıdır ve en çok da içinde bulunduğumuz zamanların ilacıdır.

Hepinize neşeyle hatırlayacağınız bir akşam diliyorum.

Teşekkür ederim.