Dünya Kadınlar Günü’nün Düşündürdükleri

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, kadınların hak arama mücadelesinin sembol günü. Zaman zaman çeşitli vesilelerle yasaklamalara maruz kalmasının da bir anlamı olan önemli bir gün.

Ülkemizde ve dünyada toplumsal cinsiyet eşitliği etrafındaki çok boyutlu meselelerin çözümü için hala en can alıcı nokta kadının, insan haklarının farkında olması ve bu bilinçle hareket ederek güçlenmesi ve yaşamına kendi başına yön vermeyi bilmesidir. Her ne konuda olursa olsun gerçek şu ki, ses çıkartılmayan ve sahip çıkılmayan konular hiçbir zaman sonuca ulaşmıyor.

Dünya genelinde toplumsal cinsiyet eşitliği göstergelerini ortaya koymak üzere Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından her yıl yayınlanan raporlar var. Bu raporların genel olarak gösterdiği ise ekonomiye katılım, eğitim ve sağlık imkanlarında fırsat eşitliği ve siyasi temsilde güçlenme kriterlerine göre kadınlar ve erkekler arasında kadınlar aleyhine bir uçurum var. Ancak bu fark her geçen yıl dünya genelinde az da olsa azalıyor. WEF 2018 yılı raporunda, 2006’dan beri cinsiyet ayrımcılığının yüzde 3,6 azaldığı, sonraki yıllarda ilerlemenin yavaşlamış olsa da devam ettiği ortaya konuyor. Türkiye de çok küçük iyileşmeler gösteriyor ancak elbette yeterli düzeyde değil.  Örneğin Türkiye WEF 2018 raporunda 149, 2019 raporunda ise 153 ülkenin arasında 130. sırada yer aldı. Şubat 2019’da Dünya Bankası’nın yayınladığı “Cinsiyet Ayrımcılığı ve Buna Karşı Verilen Mücadele” adlı raporda 187 ülke arasında Türkiye ne yazık ki 87. sırada.

UNDP, Cinsiyete Dayalı Sosyal Normlar Endeksi’ni Yayınlandı

UNDP, birkaç gün önce sosyal normlarla ilgili önyargıları inceleyen yeni bir endeks yayınladı.  Bu endeks sosyal inançların siyaset, iş ve eğitim gibi alanlarda cinsiyet eşitliğini nasıl engellediğini ölçüyor ve dünya nüfusunun yüzde 80’inden fazlasını kapsayan 75 ülkeden verileri içeriyor. Cinsiyete Dayalı Sosyal Normlar Endeksi’ne göre yapılan yeni analiz, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlik boşluğunu kapatan onlarca yıllık ilerlemeye rağmen, erkeklerin ve kadınların yüzde 90’ının kadınlara karşı bir tür önyargıya sahip olduğunu yeniden ortaya koyuyor.

Analize göre dünyada insanların yaklaşık yüzde 50’si “erkeklerin daha iyi siyasi liderlik yaptığını” düşünürken, yüzde 40’tan fazlası “erkeklerin daha iyi şirket yöneticiliği yaptığını” ve “erkeklerin iş bulma hakkının daha fazla olduğunu” düşünüyor. Bu bağlamda verilen sosyal kararlar kadınlara sadece kadın oldukları için görünmez bir engel koyuyor.

Bu yeni analiz, erkekler ve kadınlar arasında neden hala büyük “güç boşluklarının” bulunduğuna ışık tutuyor ve ilerlenmesi gereken konularda da ipuçları veriyor. Siyasi ve ekonomik katılımın önündeki engeller ile hukuki bariyerler kaldırılmış, eğitim ve sağlık gibi temel kalkınma alanlarındaki eşitsizliklerde ilerleme sağlanmış olmasına rağmen parlamento koltuklarında hala kadınların oranı yüzde 24 ve – 193 olabilecekken- 10 kadın hükümet başkanı bulunuyor.

UNDP, hükümetleri ve kurumları ayrımcı inanç ve uygulamaları eğitim, farkındalığı artırma ve teşvikleri değiştirme yoluyla yeni nesil politikalar kullanmaya çağırıyor. Örneğin, çocuk bakım sorumluluklarının adil paylaşımını teşvik etmek için vergileri kullanarak veya kadınları silahlı kuvvetler ve bilgi teknolojisi gibi geleneksel olarak erkek egemen sektörlere girmeye teşvik etmekten söz ediyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda dünya genelinde bugüne kadar az da olsa kat edilen iyi gidişat, bu alanda devletin, markaların, sivil toplum kuruluşlarının gösterdiği çabalar sayesinde gerçekleşiyor. Peki bu çabalar nerede başlıyor, çözüme konu olan meseleler nasıl ve kimler tarafından tespit ediliyor ve yönetiliyor? Elbette sorumluluk hisseden ve sesini çıkartan herkesin katkısıyla ilerliyor. Burada iletişim danışmanlarının da önemli bir rolü oluyor.

Umudum Çocuklarda

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin gelişmesi ve algısının yaygınlaşması adına yapılan çalışmaları daha ileriye taşıyacak olan, bugünkü çocukların da ta kendisi aslında. Şu anda içinde bulunduğumuz ve bizatihi kendimizin hazırladığı koşullara baş kaldıran, haklarının farkında olan, olaylara karşı çekinmeden sesini çıkartan ve sadece kadın-erkek eşitliği konusuna değil etiği ilgilendiren her konuya hassasiyet gösteren bireyler…

Biz iletişimcilerin kulaklarını gençlerden ayırmamaları çok kritik. Onların geleceğini şekillendirirken beklentilerini görmezden gelmemek için özel çaba göstermeliyiz. Çünkü güzel günleri hepimiz hak ediyoruz ve güzel günler adalet duygusunun güçlenmesiyle gelecek. Bugünkü çocukların beklentilerini karşılayan dünyada, toplumsal cinsiyet eşitliği de mutlaka gerçek olacak. Çünkü kadınlar eşit olmadan dünya hiçbir zaman daha güzel bir yer olmayacak.

Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

 

Esra Şengülen Ünsür

İDA Yönetim Kurulu Başkanı