Markalar COVID -19 kaosunda ne yapmalı? İDA üyeleri yanıtladı…

Tüm dünyayı kasıp kavuran ve Türkiye’de de endişeyle takip edilen koronavirüs nam-ı diğer COVID-19 başta sağlık olmak üzere sosyal yaşamı, ekonomiyi, iletişimi ve elbette pazarlama dünyasını derinden etkiledi. Hiç kuşkusuz böylesi bir kriz döneminde markaların yürüttüğü iletişim süreci hiç olmadığı kadar hassas ve titizlikle sürdürülmeli… Bu kapsamda İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA) üyeleri bu zorlu süreçte markaların nelere dikkat etmesi gerektiğini Marketing Türkiye’ye anlattı.

Markaların gözü kulağı iletişim uzmanları

Esra Şengülen Ünsür

İDA Yönetim Kurulu Başkanı

İletişim danışmanları, kriz dönemlerinde kurumların, markaların ve kişilerin iletişimine yön verme deneyimi son derece yüksek kişilerdir. Uzmanlıkları, kriz dönemlerinde marka ve kişi itibarını zedelemeden doğru adımları atmak konusunda yol göstericiliktir. Ancak yeni koronavirüs konusu bir krizden çok daha öte; büyük bir belirsizlik hali. Bütün dünyayı adeta yerinden oynatan, bildiğimiz doğruların değiştiği ve sonuna dair öngörülerimizden asla emin olamadığımız kocaman bir belirsizlik. Yaşanan bu pandemi, hepimiz için yeni, farklı, riskli, ciddi ve karşı konulmaz bir gerçek olarak ellerimizde.

Böylesine bir ortamda iletişim danışmanları yine fazla mesaide. Üyelerimizden gelen yorumlardan da anlaşılacağı üzere; içinde bulunduğumuz dönemi öncelikle markaların gözü kulağı olarak geçiriyoruz. Türkiye’den ve dünyadan gelişmeleri birlikte çalıştığımız markalara dakika dakika iletiyoruz. Bu gelişmeler doğrultusunda marka temsilcileriyle görüş birliği içinde atılabilecek adımları belirliyoruz. Markalarımızı sağlıklı ve aynı zamanda üretken tutacak önerilerimizi sunuyor, planlar yapıyor, hayata geçiriyoruz.

Ana başlıklarıyla özetleyecek olursak, markalara verdiğimiz hizmette kullandığımız öneriler şöyle:

  1. Önce sağlık!
    1. Öncelikle çalışanlarınızın sağlığından sorumlusunuz. Çalışma ortamlarında ve ofise geliş-gidiş şartlarında gerekli önlemlerin alındığından emin olun. Tüm sistemi mümkünse uzaktan çalışabilir konuma getirin.
    2. Ürün ve hizmetlerinizde hijyen koşullarının sağlanabilirliğini kontrol edin. Riskli alanları derhal bertaraf edin. İnsan sağlığı açısından önlenemez riskli alanlarınız varsa faaliyetini derhal durdurun.
  2. İletişim şart! Çalışanlarınız ve tüketicilerinizle güncel durumunuz hakkında iletişimde kalın. Alınan önlemler hakkında mutlaka bilgilendirmeler yapın. Faaliyet alanınızla ilgili bir konuysa, mutlaka gündeme dair doğru bilgi paylaşımına destek verin.
  3. Yalan haberlere itibar etmeyin! Sadece otoritelerin paylaştığı bilgilere itibar edin. Teyid edilmemiş bilgilere dayanarak kesinlikle adım atmayın. Yalan ya da yanlış bilgileri istemeden de olsa paylaşan iş arkadaşlarınızı mutlaka uyarın.
  4. Hazırlıklı olun! Tüm önlemler ve uyarılara rağmen, çalışanlarınızdan birinde virüs tespit edilmesi, sağlık durumunun bozulması ve hatta hiç yaşanması istenmeyen can kaybı halinde hayata geçireceğiniz eylem planınızı hazırlayın.
  5. Senaryolar çalışın! Ürün veya hizmet tedariğinde herhangi bir sorun yaşanmasına karşı olası senaryoları düşünüp hazırlanın. Potansiyel risk alanlarını öngörmeye çalışın.
  6. Paniğe kapılmayın! Kendinizi, iş arkadaşlarınızı ve diğer paydaşlarınızı paniğe sevk edecek açıklamalardan ve adımlardan uzak durun. Gündemi yakından takip edin, önlemlerinizi alın ancak hiçbir adımınızı panikle yapmayın; soğuk kanlılığınızı koruyun.
  7. Dayanışmayı unutmayın! Dünya tarihinin en önemli dönemlerinden birini yaşarken, insanların dayanışma içinde olmasını teşvik edin. İş arkadaşlarınızı birbirleriyle iletişimde olmaları yönünde organize edin. Sektörün diğer oyuncularıyla temasta olun. Zor zamanlar yalnızlık hissiyle atlatılamaz. Dayanışmak, ortak sorunlarla birlikte mücadele yöntemlerine odaklanmak şart.
  8. Üretmeye devam edin! Büyük salgının teslimiyet duygusunu tetiklediği bir gerçek ama iş dünyasının üretmeye devam etmesi gerekiyor. Yaptığınız işe odaklanın, üretmeye ve gelecek için planlar yapmaya devam edin.

İletişimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor

Özge Uzun

Lobby İletişim ve Etkinlik Danışmanlığı Ajans Başkanı

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs, insan sağlığının yanı sıra ekonomileri de tehdit ediyor. Ülkeler salgınla mücadele kapsamında kamu sağlığına ve ekonomiye yönelik peş peşe önlemler açıklarken, alınan önlemlerin toplumun tüm kesimleri tarafından hayata geçirilmesinde iletişimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu nedenle, öncelikle resmi kurum ve kuruluşlar tarafından, kamu sağlığı ve ekonomiye yönelik olarak alınan önlemleri ve güncel gelişmeleri her gün raporlar halinde markalarımızla paylaşıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi ilan ettiği bu küresel sorun karşısında, şirket hizmetlerinin aksamadan devamı için öncelikle çalışanlar olmak üzere tüm paydaşlara yönelik bilgi akışını sağlayacak çalışmalar yürütüyoruz. Kriz komiteleriyle yakın temas halinde gerçekleştirdiğimiz iletişim çalışmaları; virüsün yayılımının durdurulması dışında, ekonomi ve istihdamın belkemiğini oluşturan şirket faaliyetlerinin maksimum verimle devamını hedefliyor. Bu temeldeki iletişimin kamu sağlığının yanı sıra ekonomi ve istihdamın en verimli şekilde işlemesinde büyük önem taşıdığına inanıyor ve tüm faaliyetlerimizi bu anlayışla sürdürüyoruz.

Gündemin gerektirdiği kriz hazırlık seviyesini devam ettiriyoruz

Mert Birdoğan

PRactice Communication Management Kurucu Ortak & Genel Müdür

Dünyanın son dönemde karşılaştığı en önemli tehditlerden biri ile mücadele ederken, Türkiye bu konuda en etkin ve duyarlı ülkeler arasında yer alıyor. Kamu yöneticilerinin bu alandaki örnek yaklaşımına ek olarak, bireylere ve kurumlara da önemli rol düştüğüne inanıyoruz. Bu dönemde hem bizim hem de hizmet verdiğimiz tüm müşterilerimizin temel önceliği, çalışanlarımız, paydaşlarımız ve onların yakınlarından başlayarak insan ve toplum sağlığı açısından sorumluluklarımızı yerine getirirken; ülkemiz açısından önemi tartışılmaz olan ekonomik aktivitenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak. Öte yandan birçok müşterimiz, içerisinde olduğumuz dönemde ürün arzı devamlılığının önem taşıdığı sektörlerde yer alıyor. Bu süreçte, Mart ayı ortasında PRactice bünyesinde evden çalışma düzenini benimsedik. Bizden görüş talep eden müşterilerimizin de bu yöndeki karar ve uygulamalarında, Yönetim Kurulu ve Üst Yönetim nezdinde verdiğimiz görüş ve önerilerle kolaylaştırıcı rol üstlendik. Öte yandan, farklı sektörlerde yer alan müşterilerimiz için, farklı senaryolar kapsamında iç ve dış iletişim için aksiyon ve içerik planlama dokümanları hazırladık. Günümüzde, özellikle sektörümüzde normal hayatın ve normal çalışma şeklinin ayrılmaz parçası olan mobil iletişim teknolojileri sayesinde, gündem takibi, iş akışları, müşteri iletişimi, danışmanlık ve operasyonel hizmet faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz; gündemin gerektirdiği kriz hazırlık seviyesini devam ettiriyoruz. Bunun yanı sıra, müşterilerimize toplum yararına gündem pazarlaması ve kamuoyu bilgilendirme ile ilgili konularda danışmanlık, içerik ve operasyon desteği de veriyoruz. Uzun soluklu proje hazırlık ve çalışmalarımız da devam ediyor. Ülkemizin ve insanlığın bu zor dönemin sınavını başarı ile atlatacağına güvenimiz sonsuzdur.

Markalar medya yatırımlarını “keyfe keder” davranmakta ısrarcı olan insanları ikna etmede kullanabilir

Mehin Öner

MSL Turkey Genel Müdürü

2020 yılına henüz başlarken, daha iletişim planları bile tam şeklini almamışken dünya gündemine hızlı bir şekilde giren ve etkileri belki de herkesin beklediğinden çok daha sert olan bir felaket ile karşı karşıya kaldık. Öte yandan bu talihsiz olay üzerinden krizlere hazırlıklı olmanın ve kriz iletişim planının hazırda bulunmasının önemini bir kez daha anlamış bulunuyoruz. Bizim nesil daha önce salgın hastalık yaşamadı. 2003 yılında Uzak Doğu’da gözlenen SARS ve 2012 yılında yine etkileri daha sınırlı bir coğrafyayı etkileyen MERS gibi hastalıklar Türkiye’deki hayatı doğrudan etkilemediği için, belki de bu alanda özel bir iletişim farkındalığına ihtiyaç duyulmamıştı. Müşterilerimiz için hazırlayageldiğimiz rutin kriz kitapçıklarında deprem, terör, grev gibi başlıkların yer almasına rağmen salgın hastalık başlığının arkalarda yer almasının ya da belki hiç almamasının sebebi de belki de budur.

COVID19’la ilgili ilk haberler gelmeye başladığında da bu virüsü kimse gerektiği gibi ciddiye almadı. Siyasi ve politik figürlerin ötesinde tıp dünyasından bazı kanaat önderleri dahi bu virüsün medya tarafından abartıldığını savundu. Mart ayının ikinci haftasında İSE Türkiye’nin resmen tanıştığı ve her geçen gün sayısı artan vakalarla hayatımıza giren COVID19, hayatın akışını doğrudan etkilemesiyle en önemli gündem maddesi haline geldi. Salgına karşı kamu tarafından alınan önlemler ve özel sektörün de desteği ile başlatılan sosyal izolasyon elbette halkın yaşam tarzında ve alışkanlıklarında ciddi değişiklikler yaratıyor. Kurumların ve markaların da buna uygun olarak kamuyu sosyal paydaş ve hedef kitle ayrımı yapmaksızın toplumun her kesimini, bu hastalık ve alınması gereken önlemlerle ilgili bilgilendirecek iletişim çalışmaları yapması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu dönem belki de bir klişeyi gerçeğe çevirme vakti: Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan günler… Markalara küresel pandemiğe rağmen “keyfe keder” davranmakta ısrarcı olan insanları ikna etme konusunda önemli sorumluluklar düşüyor. Medya yatırımlarını bu söylemle şekillendirebilir, satın aldıkları billboard alanlarını doğru ve sorumlu mesajları yayma konusunda kullanabilirler. Farklı proje ve lansmanlarda çalıştıkları infleuncerları bu sosyal fayda uğruna organize ederek mesajlarını yayabilirler. Sosyal izolasyona bağlı olarak, işini, okulunu, alışverişini yani tüm günlük yaşamını evin içine taşımış olduğundan sebeple duygusal travma yaşayan insanlara da yardım etmek, onlara dokunacak projelerin üretilmesi büyük önem taşıyor. Bu dönemde bireyler yaşadıkları psikolojik yorgunluktan ötürü dramatik haberlerden kaçmaya çalışırken, sağlığın önemini ve hayatta kendisi için nelerin kıymetli olduğunu daha iyi idrak etmeye, yeniden hatırlamaya başlıyor. Markaların da nihai tüketicilerin duygu ve düşüncelerindeki bu önemli değişimi anlaması, gerçek ihtiyaçlarına çözüm sunacak sosyal sorumluluk içeren çalışmalara ağırlık vermesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu dönemde, kısa günün karı odaklı parlak ifadeler kullanmak yerine, samimi ve “fırsatçı olmayan” mesajlarla toplumsal faydaya katkı sağlayan markaların kazanacağına inanıyoruz.

Ekonominin zorlu süreci atlatması için üzerimize düşen görevi yerine getirmek için çaba gösteriyoruz

Ergun Gümrah

Goodworks İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı

Dünya ve Türkiye bugüne kadar felaket filmlerinde gördüğümüz bir durumla karşı karşıya kaldı. İnsani felaketin yanı sıra ekonomik bir fırtına da geliyor maalesef.  Böyle bir durumda iletişim her zamankinden daha büyük önem taşıyor. GoodWorks olarak bu dönemde önceliğimiz şirket çalışanları başta olmak üzere insan sağlığını korumaya ve doğru bilgi verilmesine yönelik adımlar oldu. Aynı hassasiyeti müşterilerimizde de gördük. Bu süreçte, birçok kararı müşterilerimizle ortak akıl üreterek yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Müşterilerimizin başta iç paydaşları olmak üzere, bütün paydaşları ile iletişimine destek oluyoruz. Tabii ki en büyük uzmanlığımız olan kriz iletişimi konusunda uzun zaman harcadık ve harcamayı sürdürüyoruz.  Yepyeni bir durum olsa da kriz iletişimi bir bakış açısı ve İletişimciler bu bakışla hızlı çözüm üretebiliyorlar. Tabii ki mal ve hizmet satın alan son kullanıcılar bakımından da doğru iletişimin yönetilmesi, gerçek bilginin verilmesi önem taşıyor. Bu kriz geçtiğinde her zamanki gibi en önemli şey yine şirketlerin itibarı olacaktır.  Sonuç olarak ekonominin bu gerçekten zorlu süreci atlatması için iletişimci olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmek için çaba gösteriyoruz. Dünya genelinde de COVID-19’a karşı savaşta büyük markaların önemli finansal destekler verdiğini görüyoruz. Çin’de Alibaba’nın bağışları, Huawei ve Xiaomi’nin tıbbi yardım için teknoloji destekli çözümleri, P&G ve Jahwa’nın hijyen ürünleri bağışları, ABD’de Walmart’ın Amazon’un finansal destekleri bu alandaki örnekler olarak arasında sayılabilir. Bu markaların hepsi sosyal fayda sağlamak için sorumluluk alıyor. Toplumla ‘gerçek’ bağ kuruyor. Bazı markalar da salgın sırasında beliren ihtiyaçlara yönelik inovatif çözümler sunuyor. Türkiye’de de Yemeksepeti ve Getir tarafından hayata geçirilen “temassız teslimat” gibi uygulamaların hem bilinçlendirme hem de tüketiciyi düşündüklerini göstermesi açısından önemli olduğuna inanıyor, salgınla mücadele anlamında bilinçlendirme ve mücadele konularına ağırlık veren markaların sayısının hızla artacağına inanıyoruz.

Habere buradan ulaşabilirsiniz.