>

1984’den WhatsApp’a New Age Tınılar

Dijital medya konusunda ortalık toz duman. Hızla genişleyen teknoloji evreninde bilginin neredeyse ışık hızındaki yayılma hızı göz önüne alındığında rahatlıkla bunun daha başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Yaygın tabirle tüm ‘iz’ler birbirine karıştı ve herkes ‘iz peşinde’. Kendi ‘dijital iz’imize gösterdiğimiz ilginin yarısını ‘karbon ayak izi’mize gösterseydik, bugün gezegenimizle ilgili daha az endişeleniyor olurduk.

Dijital paranteze alınmış hayatlar yaşıyoruz, çokça parantez içi bileşenle beraber. Haliyle oyun kurucu olmak isteyenler parantezin dışında konumlanarak, çarpan etkisi oluşturup süreçten maksimum faydayı /çıkarı elde etme peşinde. Talipler/fırsatçılar buna göre pozisyonlanıp alan doldurmaya çalışıyor.

Online mecralarda güvenilirlik ölçümü yapan ABD kaynaklı NewsGuard’a göre 2020’de, sosyal medyadaki en çok paylaşım yapılan 100 haber kaynağının yaklaşık beşte biri (% 17) NewsGuard’ın genellikle güvenilmez bulduğu kaynaklardan oluşuyor. Bu oran 2019’un (%8) iki katından fazla. 2020’de tartışmaların gölgesinde yapılan ABD seçimleri, COVID-19 ve Black Lives Matter protestolarını hatırladığımızda, bu durum hiç de şaşırtıcı değil. Teknoloji şirketlerinin kaliteli filtreleme çalışmalarına rağmen “süper yayıcı” trollerce üretilen haberler ve kışkırtıcı manşetler tüm sosyal mecralarda hızla yayılıyor.

Öte yandan suistimal, manipülasyon ve daha birçok iddia içeren Cambridge Analytica ve Facebook kişisel verilerin gizliliğinin ihlali hikayesi, 2014’ten bu yana konuşulmasına rağmen hala gizemini koruyor.

Trump’ın görev süresince en son kongre baskınıyla beraber yaşananlar ve ardından Trump’ın sosyal medya hesaplarına yönelik getirilen kısıtlamalar, konunun ciddiyetini bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Yaşananlardan ders çıkaranlar, öncelikle egemenlik alanlarından başlayarak kendi dijital parantezlerini kurmaya ya da başka parantezlere geçmeye çalışıyor. Hatta yeni ‘paktlar’ siber alemde kuruldu/kuruluyor. Ancak bu defa George Orwell’ın distopyası ile John Le Carré romanlarına, new age tadında Kuşak Yol hikayeleri, Hallyu ve K-Pop eşlik ediyor.

Sosyal medyada ‘kavimler göçü’ akın akın devam ederken aklıma bir Japon atasözü geldi; ‘Nereye dönersen dön popon hep arkadadır’. Umalım ki kumaşımız kısa olmasın.

 

Mustafa Kaya

İDA Üyesi Lorbi PR Tanıtım ve Halkla İlişkiler Ajans Başkanı

“Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 108. sayısında yayımlandı.”