Bilge İnsanlar, Bilge Markalar Hayaliyle…

İnsanlık tarihi için unutulmayacak bir yılı geride bırakıyoruz. Bir salgın hastalığın ardından sürüklendiğimiz bir yıllık süreç, belli ki daha devam edecek. Hepimizin dileği artık “son düzlüğe girmiş olmak”. Sızlanmanın ve söylenmenin hiçbir işe yaramadığını bildiğimizden, bu dönemin kazandırdıklarına ve öğrettiklerine odaklanmayı yeğliyorum.

Pandemi, sektörümüzün yaşadığı en büyük krizlerden biri oldu. Özellikle ilk dönemlerdeki belirsizlik ortamı, sektörün her üyesini endişelendirdi. Bu noktada tüm oyuncuların yeni hizmetler geliştirebilme kapasitesi ve yüksek uyum hızı sektörümüzü dimdik ayakta tuttu. Mart 2020’de üyelerimizin tamamı uzaktan çalışma sistemine sorunsuz geçti. Şirketlerin kriz dönemlerinin vazgeçilmez iş ortağı iletişim danışmanları, ciddi ihtiyaçlara yanıt vermek üzere kesintisiz hizmet verdi. Kalabalıkların uzaktan çalışma sistemine geçmesi ve dönemsel sokağa çıkma yasakları nedeniyle neredeyse tüm iletişim faaliyetlerinin dijital ortama taşındığı dönemlerde de ciddi bir sınavı başarıyla geçtik. Online basın toplantıları, online lansmanlar, yüz yüze hazırlık dönemi olmadan hayata geçirilen son derece etkili dijital kampanyalar ve elbette dünya çapında yürüyen bir kriz için iletişim yönetimi süreçleri sektörel kapasitemizin turnusolü oldu.

Sektörümüz dimdik ayakta

Mart 2020 itibarıyla başladığımız ve düzenli olarak üyelerimiz arasında gerçekleştirdiğimiz nabız anketlerimiz sayesinde görebildik ki pandemiden negatif etkilenen sektörlerde faaliyet gösteren bazı müşteri kayıpları yaşanmış olsa da üyelerimizin finansal yapılarında kritik etkiler söz konusu olmadı. Hatta bu dönemde iletişimin değerini daha iyi anlayan yeni şirketlere de kapılarımız açıldığından ve yeni hizmet çeşitleri geliştirebildiğimizden bazı alanlarda pozitif sonuçlar da elde ettik. Zor zamanlar bitmiş değil ancak biliyoruz ki sektörümüz dimdik ayakta ve tüm enerjisiyle işine sarılmış durumda.

Her yaştan, her coğrafyadan ve her sosyo ekonomik seviyeden insanı tehdit eden, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği ve derin bir yoksulluğa neden olan küresel salgının, insanlığın değişimi yönünde itici bir etkisi olmasını diliyorum. Diğer türlü tarifsiz bir acıdan başka bir şey kalmayacaktır. Bu noktada hepimiz için bazı dersler ve dolayısıyla geleceğe dair öngörüler şekillendi.

İhtiyatlı olmayanın ikinci şansı olmayacak

Bireylerden kurumlara en büyük gerekliliğin ihtiyat olduğunu bu süreçte bir kez daha anladık. Hem kişisel kaynaklarımızı, hem ülke kaynaklarını, hem de dünya kaynaklarını ihtiyatlı şekilde kullanıma derhal geçmeliyiz. Sürdürülebilirliğin önemini bütün dünya aynı anda yaşayarak anladı. Bundan sonra herkesin kaynak kullanımında daha hassas bir duruşu ya da paydaşlarından bu yönde güçlü bir beklentisi olacağına inanıyorum. İhtiyatlı olmayanın gelecekteki herhangi bir krizde ikinci bir şansı olmayacak.

2021 ne yazık ki bize büyük umutlarla gelemiyor. Aşıların piyasaya sunulması umutlarımızı güçlendirse de tamamen güvende hissedebilmek için uzun bir zamana daha ihtiyacımız olacak. Bu da yeni düzenimizde devam edeceğimizi ama sonraki düzen için de hazırlıklı olmamız gerektiğini bize hatırlatıyor. Uzaktan çalışma sistemini teknik olarak çözebilmiş olsak da şirketleri ve doğal olarak sektörümüzü en çok meşgul eden konu, uzun dönemli uzaktan çalışma hayatının çalışan bağlılığındaki etkisi olacak.

Uzaktan çalışmada yeni döneme yatırım yapılmalı

Bir görüşe göre çalışan bağlılığı eski bilgilerimiz ve eski sistemimizle oluşturduğumuz bir talep. Belki de geleceğin çalışma ortamını bambaşka hedefler ve beklentiler şekillendirecek. İşte yöneticiler olarak üzerinde düşünmemiz, orta vadeli kararlarımızı oluşturmamız ve elbette bolca yatırım yapmamız gereken bir alan. Uzaktan çalışma, özellikle de genç çalışanlarımız için son derece başarıyla devam ediyor. Trafikte geçirilen saatlerden ve gereksiz hazırlık rutinlerinden kurtulmuş olmaktan çok mutlular. Çalışma saatlerini esnek tutabilmek bu dönemin en beğendikleri tarafı. Her ne kadar sistem işliyor ve hizmetler son derece kaliteli şekilde devam ediyorsa da uzaktan çalışmanın apar topar geçilmiş bir yöntem olarak kalamayacağı çok açık. Çalışanların evdeki fiziksel konforu ve ev-iş dengesinin sağlanması için desteklenmesi, kullanılan server sistemlerinin güvenliğinin riske atılmaması, ekip çalışmalarının bir sistematiğe oturtulması gibi pek çok başlıkta bekleyen kararların alınması gerekiyor. 2021, uzaktan çalışmanın bir parça bile olsa korunacağı yeni düzenin çerçevesinin sağlam çizilmesi gereken bir yıl olacak gibi görünüyor.

Pandemi bütün dünyaya adeta krizle baş etme dersi veriyor. Bu dersin en kritik malzemesi ise iletişim. Sosyal medya kullanımında, televizyon izlenirliğinde, radyoda ve podcast takibinde ciddi bir artış var. Bu mecralar insanları bir araya getiriyor; bilgi, haber, içerik, deneyim ve duygu paylaşımını sağlıyor. Buralardaki iletişimin dünyanın, ülkenin, toplumun ve bireyin yararına yürümesi için iletişim profesyonellerine ciddi bir görev düşüyor. Görünmek, bilinmek, ünlü olmak, dikkat çekmek gibi sebepsiz iletişim hallerine zaman ve kaynak harcanmaması gerektiğini artık çok iyi biliyoruz. Markaların iletişim stratejilerinin de derin ve samimi olması artık en önemli şart. Dileğim, bütün dünya insanlarının pandeminin öğrettiklerini unutmadan, kimi zaman acı olan bu deneyimimizden dersler çıkartarak ve geçmişin hatalarından ders alarak yoluna devam etmesidir. İletişim danışmanlarının iş dünyasını tam da bu noktada tutmak için çabalayacağına dair inancım da, birlikte başarabileceğimize dair güvenim de tam.

Büyük problemlerin insanları bilgeleştirdiğine inanılır. Ben de bu dönemin tanıklarının bilge birer insan, bilge birer marka olarak yoluna devam edeceği bir dünya hayal ediyorum. Herkese sağlıklı ve bilgelik dolu bir yeni yıl diliyorum.

 

Esra Şengülen Ünsür

İDA Yönetim Kurulu Başkanı

 

*Bu yazı 1 Ocak 2021 tarihli Marketing Türkiye Almanak’ta yayınlanmıştır.