Covid-19 ve Haberin İade-î İtibar Fırsatı

Biz de üzerimize düşeni yapalım: Sevgili vatandaş, sen de habercine destek ol, haberine sahip çık!

Yaklaşık 7,8 milyarlık dünya nüfusunun 4,5 milyarı internet kullanıyor. 2020 ortalarında dünya nüfusunun yarısına karşılık geleceği tahmin edilen sosyal medya kullanıcılarının sayısı ise bugün 3,8 milyar civarında. Ocak 2020 itibarıyla ortalama bir internet kullanıcısı günde 6 saat 43 dakikasını internette, 2 saat 24 dakikasını sosyal medyada geçiriyordu. COVID-19 salgını sonrasında bu rakamlar elbette yükselişte.

Türkiye’de nüfusun yüzde 74’ü internete bağlı, 54 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Ocak 2020 itibarıyla günde ortalama internet kullanımı 7 saat 29 dakikaydı.

Salgın sonrası sosyal medyada geçirilen zaman artmış olsa da en dramatik değişim haber izlenirliğinde oldu. İçinde bulunduğumuz dönemde insanların yüzde 35’i daha fazla haber takip ettiğini ifade ediyor. Haber sitelerinde geçirilen kişi başı süre yüzde 45 ve haber sitelerinde görüntülenen sayfa adedi yüzde 36 artış göstermiş. Haber kanallarının dijital platformlarında izlenen toplam video adedi yüzde 46 ve kişi başına izlenme süresi yüzde 19 yükselmiş.*

Deloitte’un Küresel COVID-19 Salgınının Türkiye’de Farklı Kategorilere Etkileri Raporu’na göre medya %50’den fazla etkileşim artışı göstermiş durumda. Hatta medya, salgın sonrası için pozitif öngörülere sahip sektörler arasında yer alıyor.

Yarının haberciliğine geçiş kapısı

Hayatta ve sağlıklı kalmak gibi temel ihtiyaçlarımıza odaklanıp insanî endişeler taşıdığımız bu dönemde bilgiye ulaşma çabası göstermemiz elbette son derece normal. Ancak COVID-19 salgınını eski yaşamımızdaki yanlışları düzeltmek için bir fırsat olarak görebilecek olursak, haberciliğin iade-i itibarı için ciddi bir fırsatın eşiğinde duruyoruz. “Pandeminin bu dünyadan sonrakine geçişin kapısı” olduğunu söyleyen Yazar Arundhati Roy gibi, sosyal medyada takip edilen içeriklerin haber sanıldığı bu dünyadan sonrakine geçerek gerçek haber ihtiyacımızı hatırlayacağımızı ve hiç unutmayacağımızı umuyorum.

Haber basitçe; yeni, güncel, farklı, gerçek ve 5N1K bilgisi içeren bir metindir. Haberci doğası gereği haberi kovalar, avlar ve takibini yapar. Gerçekliği sorgular, doğrular, yorumlamadan sunar. Haberci olmazsa; yorumcu da köşe yazarı da sosyal medyada pek çok içerik de olmaz. Haber, medya içeriklerinin ana kaynağıdır.

Hazır herkesin gözü kulağı habere ve haberciye odaklanmışken hatırlamakta fayda var. Habercilik de değişiyor, değişmeli. Z kuşağıyla birlikte artan görsellik beklentisi ve video tüketim alışkanlıkları, haberciliğin de yeni formatlar üretmesine neden oldu. Haberin sadece okunan ve izlenen değil, artık deneyimlenen bir içeriğe dönüşmesinden söz ediliyor. 360 derecelik görüntüler, sanal gerçeklikler, interaktif grafikler kullanılarak haberler artık izleyiciye sunulmuyor, adeta yaşatılıyor.

Sosyal medyada paylaşıma uygun formatlar, kolay ve hızlı canlı yayınlar geliştirilirken, haberciler algoritmalarla mücadele etmeyi de öğreniyor. Bir tweet’e sığacak uzunlukta başlıklar, takipçide paylaşma hevesi oluşturacak görsellikler…. Yayılma hızıyla rekorlar kıran “yalan haberler” ile mücadele için de doğrulama uzmanlıkları doğuyor. Vatandaşın habere de doğru habere de ulaşmasındaki teknik engeller birer birer bertaraf ediliyor.

Habere ihtiyacımızın hiç bitmeyeceği tartışmasız ama şimdilerde haber için insana ihtiyaç olup olmaması da tartışılıyor. Doğrulama işlemleri, ajans haberlerinin düzenlenmesi, yayına alınması gibi ‘basit gazetecilik işlemlerinin’ robotlara bırakılacağı konuşuluyor. Bu da habercinin “sosyal etki gazeteciliğine” geçişi için en büyük fırsatı olabilir. Vatandaşla arasındaki duvarı yıkarak interaktif haberciliği başarabilenler, vatandaş gazeteciliğine soyunan heveslileri de doğru yönlendirebilir. Daha paylaşımcı, daha odaklı, daha uzman gazeteciliğin önünde parlak bir yol duruyor. Burada habercilere büyük, çok büyük görevler düşüyor.

Vatandaş; haberine sahip çık!

Elbette haberciliğin geleceğine dair konuşmak kolay da uygulamak öyle kolay değil. Çünkü her yeni teknoloji bir de bütçe talebiyle karşımızda. Sevgili haberci dostum, sen niyet et önce; bir bak bakalım hangi olanakları kullanabilirsin, hangilerine muktedirsin. Biz de üzerimize düşeni yapalım: Sevgili vatandaş, sen de habercine destek ol, haberine sahip çık!

Başka bir deyişle haberin için “pamuk eller cebe”.

Artık okumak istediğimiz haberler için ödeme yapma alışkanlığını kazanmamız gerekiyor. Tıpkı üye olup izlediğimiz video platformları gibi, üye olup okuduğumuz haber platformları fikrini iyice bir yerleştirelim aklımıza. Abonelik kavramını bir güzel benimseyelim. Haber, meşakkatlidir ve maliyetlidir. O maliyeti kimin ödeyeceği de haberin objektivitesini doğrudan etkiler. Vatandaş destekli habercilik, vatandaştan başka patron tanımaz, doğası gereği en özgür habercilik şeklidir. Haberin maliyetini haberciyle paylaşmadıkça, yeni haberlere erişimimizin de bağımsız haberciliğin de engelini kurmaktan başka bir şey yapmış olmayız. Basın özgürlüğünden söz edebilmek için habercinin emeğinin karşılığını ödemeyi konuşmamız şart.

Bu vesileyle 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kutlu olsun, habercilerin desteği bol olsun!

Kaynak:

https://t24.com.tr/yazarlar/esra-sengulen-unsur/covid-19-ve-haberin-iade-i-itibar-firsati,26466