Markalar Covid-19 sınavında

Evden çalışma seçeneğinin gün geçtikçe popüler hale geldiği mevcut durumda iş yapış şekillerinin geleceği sorgulanırken Covid-19 markaların iletişim stratejilerinde de değişime neden oluyor. Her şeyin ötesinde, kuruluşların pandemiyi kriz yönetimi konusunda kendileri için bir sınav olarak görmesi gerekiyor.

Dijital stratejilerin gözden geçirilmesi gereksiniminin arttığı bugünlerde içerik üretiminin sürdürülmesi, markanın ya da kurumun iletişim vaadine ve hedef kitlesine uygun şekilde iletişimi devam ettirmesi son derece önemli.

Topluma fayda sağlayan içeriklerle birlikte kurumsal sosyal sorumluluk projeleri hayata geçirmek, markaların tüketicilerin kalbinde daha büyük bir yer edinmesine katkı sağlayabilir. Bu noktada “birlikte kolaylaştırmak” mantığı ile hareket edilmesi önem taşıyor.

Uzaktan çalışma ve dijital işgücüne geçiş, şirketlerin ana gündeminde olan başlıklardan biri haline geldi ve çarpıcı bir ivme kazandı. Aynı zamanda kendini doğru ifade eden ve çalışanına sahip çıkan markalar, sosyal izolasyon döneminde bir adım öne çıkıyor.

Kilit nokta: Adaptasyon

Geleneksel yönetimlerin terk edildiği bu dönemde şirketlerin, hem iş hedeflerine hem de toplum menfaatlerine uygun şekilde karar alması gerekiyor. “Ürün ve hizmetlerimizden gelir elde etmeyi nasıl sürdürebiliriz?” sorusunun yerini “Ürün ve hizmetlerimizi müşterilerin evrilen ihtiyaçlarına göre nasıl adapte etmeliyiz?” sorusuna bıraktığını görüyoruz.

Müşterinin değişen ihtiyaçlarına yönelik işleri önceliklendirmek, kararların daha müşteri odaklı alınmasına olanak tanıyor. Paydaşların güveninin korunması ve operasyonların devamının sağlanması açısından düzenli takip ve güncel gelişmelerle ilgili anlık bilgilendirme, şirket hizmetlerinin aksamadan devamı için önem taşıyor. Virüsle baş etme çabası aynı zamanda kuruluşların diğer kriz durumlarında nasıl davranacaklarını da göz önüne seriyor.

 

İlke Düzgün

İDA Üyesi

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 98. sayısında yayımlandı.