Sektörün Dinamiklerini Değiştireceğiz
İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği’nin yeni Yönetim Kurulu Başkanı Esra Şengülen Ünsür, Bahçeşehir Üniversitesi ile gerçekleştirdikleri araştırmanın iletişim danışmanlığının gelecek dönemde iş dünyası için daha da kritik bir konu haline geleceğini gösterdiğini söylüyor ve ekliyor: “Böyle bir dönemde, bu görevi üstlendiğim için de ayrıca heyecan duyuyorum.” İDA’nın yeni dönem hedeflerini konuştuğumuz Ünsür “En büyük iddiamız, sektörün dinamiklerini farklılaştırmaya aday olmamız” diyor.
Söyleşi: Ferruh Altun
Dilerseniz öncelikle Başkanlığı devraldığınız Ergun Gümrah’ın dönemiyle başlayalım… Nasıl bir dönemi geride bıraktı İDA? Gümrah ve ekibinin yaptığı çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sevgili Ergun benim için öncelikle sıkı bir dost, sektörel yetkinliği ile de iyi bir örnek oldu. İDA için büyük emek verdi; çok zaman ayırdı, derneğimizin sektörün tüm paydaşlarıyla çok iyi ilişkiler geliştirmesini sağladı, akademi-sektör iş birliğinde önemli adımlar attı. Bana da kendi başkanlık programım için yol gösterici oldu. İnanıyorum ki, bu bir bayrak yarışı. Bugüne kadarki tüm yönetim kurulları başta olmak üzere, üyelerimiz sektörümüzün gelişim ve dönüşümü için büyük çaba gösterdi. Şimdi yeni bir yönetim kurulu olarak, biz de aldığımız bayrağı benzer hedeflere doğru taşıyacağız. Bizden önce elde edilmiş başarıları büyütmek ve yanı sıra yeni projelere yelken açmak da bizim hedefimiz olacak.
Dernek başkanlığı özveri isteyen bir görev ve bu göreve talip olmak ciddi bir motivasyon gerektiriyor. Siz nasıl bir motivasyonla bu göreve talip oldunuz?
İnsanın tek başına yeterince güçlü olmayacağına inananlardanım. Biliyorsunuz, Artı İletişim Yönetimi de beş ortaklı bir şirket. Voltran’ın başarısının sırrını iyi biliyorum. Takını çalışmasına saygı duyuyorum. En klasik deyimiyle bence “Birlikten güç doğar”. Sektör derneğini de bu nedenle çok önemsiyorum. Tek tek elde edemeyeceklerimizi, bir araya gelerek kolaylıkla halledebileceğimizi hep görüyoruz. En büyük motivasyonum, sektörün iyi markalarıyla aynı masanın etrafına oturarak, “hepimiz birimiz için” diyerek güçlü sesler çıkarabilmek…
Sizin başkanlığınızda başlayan yeni dönemde İDA’nın gündemindeki konular neler olacak? Masada hangi projeler var?
Yeni yönetim kurulumuz; deneyimli, saygın ve kaliteli işlerle kendini kanıtlamış iletişim danışmanlarından oluşuyor. En büyük iddiamız, sektörün dinamiklerini farklılaştırmaya aday olmamız. Öncelikle derneğimizin başlamış tüm projelerini kesintisiz sürdüreceğiz. Sektör paydaşlarımızla ortak platformlarda çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Genç İDA’nın daha aktif olması için yol açmaya, İDA üyesi şirketlerin sektör oyunculuğunu topyekûn üstlenmesine fırsat sağlamaya hız vereceğiz. Akademiyle iş birliklerimizi büyüteceğiz, farklı başlıklarda araştırmalar yapmaya devam edecek ve Türkiye’deki halkla ilişkiler eğitimine dair müfredat önerilerimizi son haline getireceğiz. Ayrıca “halkla ilişkiler” kavramı üzerine ciddi bir akademik çalışma yapılması için yola çıkacağız. Dünyadaki meslektaşlarımızın da tartıştığı bir konu olduğundan rahatlıkla söyleyebilirim ki “halkla ilişkiler” kavramı, pek çok zihinde gerçekten olması gereken tanımla paralel yer almıyor. Bu konuda global iş ortaklarımızla birlikte ciddi çalışmalar yapacağız. Türkiye’deki paydaşlarımızla yürüttüğümüz iş birliklerine, yurt dışından paydaşlarımızın iş birliklerini ekleyeceğiz. 2019 bahar aylarında İstanbul’da bir uluslararası seminer düzenleyeceğiz. 2020 yılı için de üyesi olduğumuz ICCO’nun uluslararası zirvesini İstanbul’a taşımayı hedefliyoruz.
Bu yıl PRİDA’da ne tür yenilikler göreceğiz?
PRİDA, gerçekten ilk yılında önemli bir başarı yakaladı. Adeta, “bomba gibi” bir giriş yaptı. Sektöre en kalıcı katkımızın, tüm başvuruların herkesin kullanımına açık bir arşiv niteliğinde sunulacak olması olduğuna inanıyorum. Prida.org web adresi akademiden sektör profesyonellerine herkes için ciddi bir kaynak niteliği taşıyor. PRİDA’da sürdürülebilir iş birliklerini, bu projeleri hayata geçiren ekipleri ve uzun süre sektöre emek verenleri ödüllendiriyoruz. Bu yönüyle iletişim sektörünün yarattığı katma değere dikkat çekmiş olduğumuzu ve bu anlamda bir boşluğu doldurduğumuzu düşünüyorum. Bu yıl kategorilere yaptığımız ufak tefek eklemelerin yanı sıra PRİDA web sitesinin başvuru sistemini de yeniledik. Başvuru sürecinin daha pratik bir şekilde tamamlanmasını sağlayan kullanıcı dostu bir sistemimiz oldu. Değişmeyecek en temel konu ise adil ve şeffaf bir oylama süreci yürütülecek olması, iyi olanın kazanacağı bir yarışma olacağına inancım tam!
Son genel kurulda yapılan tüzük değişikliğiyle İDA Yönetim Kurulu’na “kınama yetkisi”de verildi. Bu yetki hangi durumlarda kullanılacak?
Burada, derneğimizin tüm üyelerinin benimsemiş olduğu ilkelerimize uygun davranış kodlarının yerleştirilmesi hedefleniyor. Derneğimizin yayınladığı Meslek Ahlakı İlkeleri, Medya Şeffaflık Taahhütnamesi, İletişim ve Medya İlişkileri Yönetiminde Mesleki İlkeler ve Dijital İletişimde Etik İlkeler Kılavuzu, Etik Kurulumuzun mihenk taşlarıdır. Üyelerimizin her birinin yönünü bu doğrultuda belirlemesini, hem sektörümüzün itibarı, hem de doğru rekabet koşullarının korunması için hayati kabul ediyoruz. Şahsen; “halkla ilişkiler profesyonelleri şöyle”, “gazeteciler böyle”, “kurumsal iletişimciler de öyle” gibi temelsiz, kanıtsız, adeta dedikodu seviyesindeki söylemlerin de önünü kesmek istiyorum. “Çamur at izi kalsın” yaklaşımlarıyla koskoca bir sektörü karalamaya çalışanları, kanıtları ile Etik Kurulumuza başvurmaya davet ediyoruz. Kanıtlanamayan, iftira niteliğindeki hiçbir cümleyle zamanımızı harcamaya niyetimiz olmadığı gibi, sektörümüzün itibarını sarsmaya niyetlenenlerin karşısında dimdik duracağımızın da bilinmesini isterim.
Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) iletişim Fakültesi ile gerçekleştirdiğiniz “Türkiye’de Halkla ilişkilerin Geleceği ve Eğitimi: Mevcut Durum ve Öneriler Üzerine Bir Araştırıma “nın sonuçlarını nasıl yorumluyorsunuz?
Sonuçları arasında elbette öngördüğümüz bazı çıktılar bulunuyor. Sektörle akademinin daha da yakınlaşmasına ciddi ihtiyaç duyulduğu çok net. Sektörün ihtiyacı olan insan kaynağını doğru tahlil edip eğitimi de bu yönde revize etmek gerekiyor. Akademide, iletişim alanında profesyonel çalışacak, dolayısıyla da sektör dinamiklerine henüz okurken hakim olacak gençlere ihtiyaç olduğu gibi; akademik yayınlar, çalışmalar yapacak araştırmacılara da ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız. İletişim fakültelerini meslek yüksek okullarına dönüştürmek kimsenin istediği bir sonuç olmayacaktır. Birlikte bu formül üzerinde de çalışmalıyız.
Sonuçlar iletişim sektörünün geleceği hakkında neler söylüyor?
Araştırma iletişim danışmanlığının, geleceğinin son derece parlak olduğunu gösteriyor. Gerek dijital ve sosyal medyanın gidişatı, gerekse bireylerin markalardan beklentilerinin fiyat-kalite ekseninin çok daha ötesine geçmiş olması, iletişimde uzmanlığın giderek daha da kritik bir konu olacağını gösteriyor. Böyle bir dönemde, bu görevi üstlendiğim için de ayrıca heyecan duyuyorum. Çünkü bugün iletişim danışmanlarının kriz iletişiminden kamu ilişkilerine, sendikal süreçlerden finansal yapılandırma süreçlerine kadar her türlü stratejik karar mekanizmasında yer alması, sektörümüzün önünde daha büyük fırsatlar olduğunu gösteriyor. Çok basit bir örnekle anlatacak olursam… Hemen her gün markaların sosyal medyada yaşadıkları krizlere bu gözle bakarsak, neredeyse tamamının iletişimde iyi düşünülmemiş, belki de önemsenmeden atılmış minik adımlardan kaynaklandığını görüyoruz.
*Marketing Türkiye Aralık 2018 sayısında yayınlanmıştır.


















