İçinden geçtiğimiz dönem, bir yandan rekabetçi olurken, aynı ölçüde de dayanışmacı olmamızı gerektiren bir dönem
Uluslararası İletişim Danışmanlığı Birliği ICCO‘nun Türkiye temsilcisi İDA (İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği)’nın, 10. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen Gala Gecesi’nde İDA Başkanı A. Cem İlhan bir konuşma yaptı.
Değerli meslektaşlarım, konuklarımız hoşgeldiniz.
Bu akşam burada meslek örgütümüz İDA’nın 10. yılını kutlamak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Bundan 10 yıl önce sevgili Meral Saçkan’ın kurucu başkanlığında 16 şirket olarak yola çıktık. Ayrılan üyelerimiz oldu; yeni katılan şirketlerimiz oldu. Hâlihazırda 23 üyemiz bulunuyor.
Bu kuşkusuz yeterli bir sayı değil. Umarım önümüzdeki 10 yılda bu sayıyı tüm sektör şirketlerini kapsayacak biçimde geliştirebiliriz…
Bir iş kolu olarak halkla ilişkiler sektörünün ülkemizdeki tarihi 1969 yılında Sayın Prof. Dr. Alaeddin Asna’nın ve onun hemen ardından Sayın Betül Mardin’in ilk ticari girişimleri ile başlıyor.
Bu tarihten sonra sektörümüzün ilk mesleki örgütlenmesinin tarihi 1972. Bugünkü adı ile TÜHİD kuruluyor. Bu vesile ile bugün bizimle dayanışma içinde aramızda olan Sayın Fügen Toksü’yü hepimizin adına selamlıyorum.
Arada kısa bir prcı dönemini saymazsak, şirketlerin üye olarak kendi meslek örgütlerini kurmak girişiminin tarihi 2004.
Bir hesap yapınca görünen böyle bir adımın atılabilmesi için ilk iş girişiminin ardından 35 yıl beklememiz gerekmezmiş. Az bir süre değil doğrusu…
Ancak bir diğer yandan, 2001 gibi ağır bir ekonomik krizin ardından böylesi bir yapılanmanın gerçekleştirilmiş olması, dahası sürdürülebilir kılınması büyük bir başarı.
Zor günlerden geçerek geldik bugünlere.
Bu vesile ile bugün burada aramızda bulunan başta kurucu başkanımız Meral Saçkan olmak üzere, geçmiş dönem İDA Başkanlarımızı, sırası ile Necla Zarakol, Cengiz Turhan ve Figen İşbir’i sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Bugün İDA, üyeleri ile 60 Milyon $’ın üstünde bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor; 600’ü aşkın çalışanımız ile 500’ü aşkın kurum, kuruluş ve markaya halkla ilişkiler hizmeti veren bir yapıdan bahsediyoruz.
Kuşkusuz daha gidilecek çok yol var.
Ülke ekonomisi son 10 yılda herkes tarafından takdir edilen güçlü bir büyüme sürecinden geçmiş olsa da, halkla ilişkiler sektörü kendisine has kırılganlıkların özellikle kurumsallaşmayı güçleştirecek biçimde arttığı bir dönem yaşadı.
İstisnalar hariç, başka iletişim sektörlerinde de olduğu gibi ekonomik büyüme ile karlılık arasındaki makasın olumsuz anlamda açıldığı bir dönemden geçiyoruz.
Öte yandan dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi sektörümüzün itibar algısının olumsuz anlamda sıkça gündeme geldiği koşullar bir yana, yaşanan dijital devrimin eşiğinde mesleğimizin geleceğine dair yepyeni açılımların tartışıldığı günlerden geçiyoruz…
İşte ben bu anlamda, bundan sonra gelenekselleşmesini umduğumuz bir gala gecesinde bugün birarada olmamızı, zamanın son moda deyişi ile “pek manidar” buluyorum.
Demek ki istenince oluyormuş…
İçinden geçtiğimiz dönem, bir yandan iş etiği kuralları dairesinde olabildiğince rekabetçi olurken, aynı ölçüde de dayanışmacı olmamızı gerektiren bir dönem.
Bu sektörü kimseyi dışlamadan hep birlikte daha güçlü kurumsal yapılarla önümüzde açılan yeni ufuklara, yeni fırsatlara taşımanın yegâne yolu budur.
Hepinize bu geceye teşrifleriniz için tek tek teşekkürü bir borç bilirim.

















Bir cevap yazın